26 Şub 2009

KALDIRIM SERÇESİ

Merhaba arkadaşlar...Bu aralar EDİT PİAF' ın kendi yazdığı yaşam öyküsünü okuyordum. Sesini ve şarkılarını çok seviyorum, dinlemediyseniz mutlaka dinlemenizi tavsiye ederim. Kitap ARİON Yayınları'ndan çıkmış. Kendi anlatımı olduğu için çok samimi ve sanki onunla yaşıyormuşsunuz gibi bir his bırakıyor geride. Çok trajik bir yaşamı var.Kitabı okurken geç kaldığım birşeyi daha yaptım.
Yaşam öyküsünü anlatan filmi izledim. Kaldırım Serçesi - La Vie En Rose...
Çok Çok güzel bir film, mutlaka izleyin derim. ( Ağlamaktan harap oldum:-)
Başrol oyuncusu Marion Cotillard bu rolüyle 2007 de En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını aldı...
Onu Taksi serisinde ve Cesaretin Var Mı Aşka? adlı filmlerden de hatırlayabilirsiniz. Özellikle Cesaretin Var Mı Aşka? filmini izlemediyseniz mutlaka izleyin. Harika bir film.
Bu şarkıyı mutlaka dinleyin arkadaşlar....

"Non, Je Ne Regrette Rien”
hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
ödendi, süpürüldü, unutuldu.
geçmişten bana ne!

anılarımı yaktım gitti
artık acı ve zevklerime ihtiyacım yok
aşklarımı tremololarıyla beraber süpürüp attım
sonzusa kadar sildim:
elde var sıfır.

hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
bana yapılmış iyilikler ve kötülüklerin
hepsi aynı bana
hayır, hiç, ama hiçbir şeyden
hayır, hiçbir şeyden pişman değilim
çünkü yaşamım,çünkü zevklerim
seninle başlıyor bugün.

21 Şub 2009

ELİF HANIMIN GÜNÜ

Merhaba arkadaşlar... Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum. Geçen hafta "oh ne güzel bahar geldi" derken şimdi acayip bir soğuk altındayız. Köylere kar yağmış ve burası acayip soğuk Umarım soğuklar fazla sürmez çünkü bu mevsimde kar ve soğuk fındığı yakıyor ve mahsül olmuyor, hayırlısı bakalım.

Bu gün ehliyet sınavına girdim, yolda çok heyecanlandım ama araca binince geçti heyecanım çok şükür:-) Saat 4' de belli olacak sınav sonuçları, oy oy... Umarım geçerim...

Bir de kendime kırmızı oje aldım:-) Nar çiçeği rengi aslında, çok sevdim. Aslında hiç kullanmam ama bu sefer değişiklik olsun dedim:-)

Gelelim günümüze... Sevgili Elif misafir etti bizi geçen hafta. Çok leziz şeyler hazırlamıştı annesiyle birlikte. ikisinin de ellerine sağlık. Elif özel bir bankada çalışıyor, aynı zamanda Giresun Fotoğraf Sanatı Derneği üyesi ve harika fotoğraflar çekiyor. Siteyi bir gezin derim:-)

Şimdi gelelim mamalara:-)

SOSYETE MANTISI KIYMALI GÜL BÖREĞİ
PEYNİRLİ BÖREK
YUMURTALI FASÜLYE KIZARTMASI
YAPRAK SARMA
Bu tatlının adını almayı unuttum ama irmikli nefis birşey. Tarifini yayınlayacağım
FINDIKLI KADAYIF
YAŞ PASTA
Soframızdan görünüm...

20 Şub 2009

ÇOCUKLUĞUMUN OBJELERİ


Sevgili arkadaşım Ferzan beni mimlemiş. Konu; çocukluğumuzun objeleri. Eğlenceli bir mim, teşekkür ediyorum canım.

Benim aklıma Red Kit geldi :-) Küçükken babannemlerle altlı üstlü oturuyorduk ve amcam henüz evlenmemişti ve birsürü çizgi romanı vardı. Red Kit, Teksas, Tommiks, süper:-)
Okuma yazma öğrenene kadar resimleriyle, okumayı sökünce de hikayeleriyle eğlendim. Tabi sonradan bir de Ten Ten hastalığım oldu:-) Çok keyifli çizgi roman okumak, tabi izlemek de öyle. Red Kit bana hep çocukluğumu hatırlatır... ve Rintintin tanıdığım en saf köpek:-))))
Bir de tren yolları çocukluğumun en unutulmazı. Evimizin önünden geçiyordu tren yolu ve evin hemen ilerisinde tünel başlıyordu. O zamanlar insanlar kömür tozu topluyorlardı tünelden ve kömürden daha iyi yanıyordu. Ama tünelin ağzı bana hala korkutucu gelir, kocaman karanlık ağzını açmış bir canavar gibi...
Çocukluğum Zonguldak Kilimli'de geçti ve orası benim için; babaannem ( Allah nur içinde yatırsın), okul sonrası kaçamak tren yolu gezmeleri ( ilkokuldaydım aman Yarabbim:-), ilistirden geçirilen kuru tarhana, öğretmen çocuğu olmanın okuldaki prestiji:-) ve bahar gelince ağaçların çiçeklerini toplayıp büyülü iksir yapmalardır. Güzel çocukluğuma selam ederim. sevgilerimle....

19 Şub 2009

GİRESUN TEL KADAYIFI...

Merhaba arkadaşlar... Bugün sizlere yine Giresun'dan harika bir lezzet tanıtacağım. Aslında birçoğunuz biliyorsunuz tabi kadayıfı, ama inanın burdaki bir başka. Öncelikle kuru kadayıfın Giresun mamülü olduğunu söyleyeyim. Paketli ve kızarmış olarak ilk burda yapılmış.

Tanıtacağım yer ise Patar Gıda. 1947' de kurulmuş ve o günden bu yana harika kadayıf, güllaç ve fındık mamülleri yapıyorlar. Hem üretiyorlar hem de tatlı olarak satıyorlar. O kadar çok çeşit var ki, insan hangisinden yiyeceğini şaşırıyor:-) Meşhur Fındıklı Giresun Kadayıfı'nın yanı sıra, fıstıklı, cevizli ve fındık ezmeli çeşitleri var ve tabiki Güllaç...

Bu kadayıfın bir özelliği de şerbetinin su değil süt ile yapılması. Şirket ortağı Mustafa bey 1 kilo kadayıfa 2 lt. süt ve 2.5 kilo şeker koyduklarını ve ılıkken şerbeti döktüklerini söylüyor.

Mehmet Yaşin Lezzet Durakları adlı kitabında buradan bahsediyor ve mutlaka tavsiye ediyor..
Japonya'dan bir dergi de sayfalarında yer vermiş Patar Gıda'ya ve Giresun kadayıfına...
Eğer bir gün yolunuz Giresun'a düşer de kadayıf yemek isterseniz Fatih caddesi No:21/B ' de aradığınız lezzeti bulabilirsiniz. ( Tel: 0454 216 20 96 )
Mustafa Bey çok yardımcı oldu saolsun...FISTIKLI KADAYIF ( en çok bunu sevdiğim için ilk onu yayınladım:-)GİRESUN'UN MEŞHUR FINDIKLI KADAYIFI CEVİZLİ KADAYIFFINDIK EZMELİ KADAYIFGÜLLAÇPaketlenmiş ürünler...
Fındıklı Kadayıf Sarma
Kızarmış Kadayıf
Güllaç, Fındık ve Tel Kadayıf...

(NOT: Bu yazı firma tanıtımı için yapılmamıştır. Giresun'un lezzetlerini sunmak için hazırlanmıştır...)

18 Şub 2009

GAZANFER ÖZCAN


Bir süredir Amerikan Hastanesi'nde tedavi gören tiyatro sanatçısı Gazanfer Özcan İstanbul’da vefat etti
1,5 ay önce rahatsızlanarak Amerikan Hastanesi'ne kaldırılan Gazanfer Özcan yoğun bakım ünitesine alınmıştı. Ünlü oyuncunun durumu bugün itibariyle kötüleşmiş ve bilincini yitirmişti. Akşam saatlerinde oyuncunun, kronik akciğer rahatsızlığı ve damar tıkanıklığı nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde hayatını kaybettiği öğrenildi.


Gazanfer Özcan Biyografi:

İlkokulu Cihangir Firuzağa İlkokulu'nda, ortaokulu Beyoğlu Ortaokulunda, liseyi Beyoğlu Taksim Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeyken oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın Çocuk Bölümü'ne katıldı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu'nda oynanan Mahallenin Romanı oyunu tiyatro yaşamının dönüm noktası oldu. Bu oyunda rahatsızlanan Reşit Gürzap'ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi. 1962 yılına kadar hem çocuk tiyatrosunda, hem yetişkin oyunlarında görev aldı. 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi ve Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nu kurdu. 50'li 60'lı yıllarda çok sayıda sinema filminde de rol alan Gazanfer Özcan, uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000yılında çevrilen Komiser Şekspir filmi ile sinemaya döndü. Pek çok dizide de rol aldı. Kuruntu Ailesi adlı dizideki Hüsnü Kuruntu rolü ile tanındı, pek çok yapımda ailenin babası rolünü üstlendi. Avrupa Yakası adlı dizideki Tahsin Bey rolü ile de "baba" rolünü sürdürdü.1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştı.


Oynadığı Filmler
*1952 İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı* 1953 Çeto Salak Milyoner* 1954 Fındıkçı Gelin* 1954 Aramızda Yaşıyamazsın* 1954 Şimal Yıldızı* 1958 Allı Yemeni* 1959 Sevdalı Gelin* 1959 Garipler Sokağı* 1961 Biz İnsan Değil Miyiz* 1961 İki Damla Gözyaşı* 1961 Utanmaz Adam* 1961 Naciyem* 1961 Minnoş* 1961 Yedi Günlük Aşk* 1961 Külkedisi* 1962 Damat Beyefendi* 1962 Şaka Yapma* 1963 Avare Şoför* 1970 Vur Patlasın Çal Oynasın* 1971 Çılgın Yenge* 1975 Televizyon Çocuğu* 1975 Tokmak Nuri* 1975 Ah Nerede Vah Nerede* 1975 Dam Üstüne Çul Serelim* 1992 Burnumu Keser misiniz?* 2000 Komser Şekspir* 2005 Keloğlan Kara Prens'e Karşı


Oynadığı Diziler
1986 Kuruntu Ailesi (Hüsnü Kuruntu),2002 Başımıza Gelenler,2003 Baba,2004 Avrupa Yakası


Bu yazı Radikal Gazetesi'nden alınmıştır....

17 Şub 2009

LOST OLDUM:-)))

Merhaba canlar... Cıkkkk!!! dedim önce, ben izlemicem. İzlemicem kardeşim çok popüler... Az zaman geçsin sonra izlerim... Ne hem adaya düşmüşler felan, yok çok egzantirik bi hikayemiş, garip olaylar felan varmış. Robinson Cruise' nin modern halleri... Böyle böyle derken geçenlerde başladık eşimle izlemeye. Çok fena yakalandım:-) Nooolcek noolcek diye 6-7 bölüm üst üste izlemekten fena oldum:-) Şimdi 4. sezon bitti, 5. sezon bitsin izliiim yoksa naparım:-)

Bu resme bayıldım, tam oturmuş yerli yerine:-)))

14 Şub 2009

BİRAZ TARİH....


Eski Atina takviminde 15 Şubat, Tanrı Zeus ile Tanrıça Hera'nın kutsal evliliğini gösteriyordu, ilk aşk ve bolluk sembolüydü. Antik Roma'da ise 15 Şubat, Lupercalia diye adlandırılan bolluk bereket festivalinin tarihiydi. O gün Lupercus rahipleri şarap içerek keçi kurban eder, genç kızlar da keçinin derisinden bir parça edinmek için yarışır; bunun hamile kalmak için kutsal bir fırsat olduğuna ve doğum kolaylığı sağladığına inanılırdı. Rahibin öncülüğünde gerçekleşen keçi kurbanı töreninden sonra, gençler şarap içerek ve eğlenerek şehre ve Palatin tepesine giderdi.


Genç kızlar adlarını kağda yazıp çömleğe atar, oğlanlar da bunları çekerdi. Birbiriyle eşleşenler tören boyunca birlikte olur,birbirini sevenler evlenirdi. Kızlar 15 Şubat törenlerinde beğendikleri erkeklerin alması için yere mendil atardı. Bu törenler doğa tanrısı Pan'la da ilişkiliydi. Evler temizlenir, odalara tuz ve buğday serpilirdi. Buna da Februa denirdi. Şubat ayının adı buradan gelir.


Hristiyanlığın ilk dönemlerinde din adamları pagan kökenli bu törenlerin yasaklanmasını istediyse de başarılı olamadı. Sonunda 495'te Papa I.Gelasius 14 Şubat'ı "Aziz Valentinus Günü" ilan ederek 15 Şubat Lupercalia törenlerine alternatif yarattı. Böylece 15 Şubat'ın etkisi kırıldı ama birçok uygulama ve inanç dini bir kisveye büründürülerek 14 Şubat'a transfer edildi.


Peki Sevgililer Günü'nün atfedildiği Aziz Valentinus kimdi? Valentinus'u Roma İmparatoru II. Claudius zamanında yaşadığına inanılıyor. Sevenleri evlendiren, Romalı askerleri vatani görevlerini hakkıyla yapmalarından alıkoyan Aziz Valentinus , imparator tarafından hapsedilir. Gardiyanın doğuştan kör kızı Julia'da Valentinus'a aşık olur. Valentinus'un idam edildiği 14 Şubat 269'da bu aşkın etkisiyle kızın gözü açılır. Julia ve ailesi o gün Hristiyan olur. Julia, valentinus'un mezarı yanına bir badem ağacı diker; bu ağaç aşkın sembolü kabul edilir.


14. yüzyıla gelindiğinde , Aziz Valentinus Günü ingiltere ve Fransa'da 14 Şubat'ta göçmen kuşların dönüşü şerefine kutlanır. Ardıç kuşu, keklik ve karatavuk gibi kuşlar için aşk sezonu olduğuna inanılan bu dönem, zaman içinde genç kız ve erkekler arası aşka dönüştü. Hatta Fransa'nın Orleans Dükü Charles, 15. yüzyılda Aziz Valentinus temalı şiirler yazdı. 1496'da aziz Valentinus aşıkların piri olmuştu bile...


Simetrik kalp, 18.yüzyılda Sevgililer Gününün sembolü oldu. Aziz Valentinus Günü'nün ABD'de kutlanması ise 1865'te gerçekleşti. 19. yüzyıl sonunda İngiltere ve Almanya'ya yayıldı. Fransa'da 1868'den beri Aziz Valentinus festival olarak kutlanıyor.


14 ve 15 Şubat'ın özünde yatan "Bahar Festivalleri", Doğu ve Batı mitolojilerinde, Çin, Hindistan, Türkistan, İran, Mısır, Urallardan Avrupa'ya birçok kültürde törenlerle kutlanmıştır. Kökenleri farklı olsa da ana tema soğuk, kıtlık, açlık, uğursuzluk getiren kıştan kurtuluş ve baharın gelişinin kutlanmasıydı...


Her bahar kutlanması, yaşadığı din ve kültürden edindiği mitolojik bir öyküyle anlam kazanır. Öykü çağlara, toplumlara ve inançlara göre değişir. Sevgililer Gününde antikçağlardan popüler kültüre yüzlerce farklı mit yaratarak bir "kışa veda bahara merhaba" ritüeli olarak yaşamıştır. Bu ritüeldeki çoğalma ve üreme miti, popüler kültür çağında yeniden kurgulanır ve Sevgililer Günü çıkar. Köken ve işlev itibariyle Sevgililer Günü ile Hızır Cemi, Nevruz, Hıdırellez veya Kuzey Yarımküreli bir başka bahar ritüeli arasında fark yoktur.
Bu yazı NTV TARİH DERGİSİ'NİN 1. sayısından alınmıştır...

13 Şub 2009

HAVALAR NASIL OLURSA OLSUN, SİZİN HAVANIZ GÜZEL OLSUN:-)))

Merhaba canlar. Nasılsınız? Herkese iyi cumalar ve güzel bir hafta sonu diliyorum. Hava öyle güzel ki, bahar geldi sanki. Bana da bir neşe geldi, keyfim yerinde havalar böyle olunca. Baharla yenileniyor insan:-) Ben artık gözlüklü şirin oldum:-) Bahsetmiştim sizlere uzun süreli migren ağrılarımdan. Gözlerimi çok rahatsız edince bir de göz doktoruna gideyim dedim, bingo:-) Miyop astiğmatlı çıktım ve bir aydır gözlük kullanıyorum ama öyle rahat ettim ki anlatamam. Göz ağrısı tetikliyormuş migrenimi . Migreni olanlara duyrulur mutlaka bir de göz doktoruna görünsünler. Çok şükür uzun zamandır ağrım yok:-) Bu arada ehliyet alıyorum ve yazılı sınavdan geçtim, ayıptır söylemesi baya iyi notlarla:-) Şimdi araba kullanmayı öğreniyorum ve geç kaldığıma kızıyorum kendi kendime. Çok keyifli bir duyguymuş ve özgürlük hissi veriyor:-) Ders aldığımız yer ise çok güzel, yeşillik, çimenlik bir saha, sabahları oraya gidiyorum eşimle ve temiz hava karşılıyor bizi. Sanırım bu da ayrı bir neşe katıyor günüme. Sevgilerimle...

12 Şub 2009

MUTFAK


Merhaba canlar. Bugün sizlere bir kitap tanıtmak için yazıyorum. Çok sevdim ben bu kitabı. Adı "MUTFAK" yazarı ise Banana Yoshimoto. Tesadüfen edindiğim bir kitap, ama şimdi iyi ki rastlamışım diyorum. Mutfak iki uzun öyküden oluşuyor, birinin adı Mutfak, diğeri ise Ay Işığı Gölgesi. İlk kez bir Japon yazar okudum ve sanırım devamı da gelecek. Sevgilerimle...

6 Şub 2009

KUZENDEN İNCİLER

Merhaba canlar, geçen akşam kuzenim Derya'ya misafirdik. Ayda bir tüm kuzenler toplanıyoruz, günlük koşuşturma içinde görüşülemeyince aylık toplantılar harika çözüm oluyor. Sevgili Derya çok güzel şeyler yapmış bizim için, ellerine sağlık canım...


Tuzlu Kurabiye
Peynirli Börek
Kısır
Mantı
Kedi Dili Pasta
Kedi dili, muhallebi, krem şanti, çikolata sosu...

Muhallebisi İçin: 1 lt. süt, 1 su bardağı un, 1 su bardağı toz şeker, yarım pk. margarin, vanilya.

Yağ ve unu bir tencerede kavrulur, şeker, vanilya ve süt eklenir, karıştırılır. muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir, ocaktan alınır. Margarin eklenir ve mikserle çırpılır.

Hazırlanışı :

Kedi dili borcama bir kat dizilir, sütle ıslatılır, üzerine muhallebi yayılır. Krem şanti hazırlanıp muhallebinin üzerine dökülür, en üste çikolata sosu serilerek buzdolabında bekletilir. Afiyet olsun....Tarçınlı Kurabiye
Soframızdan görünüm...

5 Şub 2009

PAZAR NEŞESİ

Merhaba arkadaşlar. Pazar günü kahvaltıda misafirlerim vardı. Kalabalık ve sohbet eşliğinde kahvaltı gibisi yok, insan güne neşeyle başlıyor. Bizde keyifli bir gün geçirdik.

Soframız...
Fırında Kekikli Patates
Patatesleri elma dilimi doğradım, kekik, karabiber, tuz ve zeytin yağıla karıştırıp 220 derecede fırınladım.
Peynirli Kek
( tarifini daha sonra yazacağım, getirmeyi unutmuşum:-)Tuzlu Mantar KavurmasıPortakallı Kek
Malzemeler : 4 yumurta, 1 çay bardağı süt, 1 çay bardağı sıvı yağ, 1 bardak şeker, 1 pk. kabartma tozu, 1 pk. vanilya, 3 su bardağı un, 3 ad portakalın suyu ve kabuğu ( rendenini ince tarafıyla rendelenmiş )
Yapılışı : Yumurta ve şekeri iyice çırpın. Süt, sıvı yağ, vanilin, portakal suyu ve kabuğunu ekleyip iyice karıştırın, unu ve kabartma tozunu eleyerek ekleyin. 180 derecelik fırında ( önceden ısıtılmış) pişirin. Afiyet olsun...Balkabaklı Bisküvi Tatlısı ( sevgili Dilek hazırlamıştı )
Malzemeler : Kabak, şeker, bisküvi, ceviz içi, 2 pk.krem şanti. ( ölçüsü yoktu dilediğiniz miktarda hazırlayabilirsiniz.)
Yapılışı : Kabak şekerle püre haline getirilir, borcama yayılır. Bisküviler rondodan geçirilip
1 pk. krem şantiyle ve cevizle karıştırılır ve kabağın üzerine serilir. En üste 1 pk. krem şanti sürülür. Dolapta bekletilir. Dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz.