Bu güzel şeye Ordu'da parkta rasladım, Çin Aslanı Efe kendileri ve çoookkk tatlılar:-)
"İtaatsizlik, tarihi okumuş olan herkesin gözünde insanın esas erdemidir." Oscar Wilde
30 Haz 2010
29 Haz 2010
Sevgili Kitap Kurduyum Ben Trendy Blog ödülünü göndermiş, çok teşekkür ediyorum arkadaşım bu güzel ödül için. Ben de bu güzel ödülü tüm blog arkadaşlarıma gönderiyorum. Sevgilerimle....
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Salı, Haziran 29, 2010
26 Haz 2010
23 Haz 2010
22 Haz 2010
BİN HÜZÜNLÜ HAZ
Merhaba canlar.Kitap Kulübümüz de Temmuz ayı kitabımız, sevgili Figen'in seçtiği "Hasan Ali Toptaş'ın Bin Hüzünlü Haz" adlı romanı. Toptaş'ın kitabını ilk kez okuyacağım, okumuş olanların yorumlarını bekliyorum. İyi geceler dilerim efenim, sevgilerimle....
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Salı, Haziran 22, 2010
İP MAN
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Salı, Haziran 22, 2010
16 Haz 2010
BABAMIZ- PADRE NUESTRO
İlk kez Sundance'te gösterilen ve Büyük Jüri Ödülü kazanan, ardından da Cannes'da gösterim şansı bulan Padre Nuestro, Cristopher Zalla'nın ilk ve şimdilik tek filmi.
Padre Nuestro, Brooklyn'e kaçak olarak giren meksikalı bir çocuğun yıllar önce ortadan kaybolan babasının izini sürme öyküsünü anlatıyor. ( yazı cnbc-e dergi'den alınmıştır.)
Cnbc-e de izledim filmi ve çok beğendim, mutlaka izleyin derim arkadaşlar. Öykü tanıdık ama çok iyi işlenmiş, sahneler çok etkileyici ve oyunculuklar çok iyi.
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Çarşamba, Haziran 16, 2010
GREYFURT'LU PELTE
Merhaba canlar... Böyle bir tarif var mı bilmiyorum, ama başka meyvelerle yapılanların izinden giderek; Önce greyfurtların suyunu sıktım, içine biraz su, şeker, nişasta ve vanilya ekledim ve koyulaşana kadar pişirdim. Ben çok beğendim:-)) Çünkü o mayhoş tadı çok seviyorum, tadı bütün bir greyfurtu yiyormuş gibiydi:-)
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Çarşamba, Haziran 16, 2010
11 Haz 2010
KİTAP KULÜBÜ
Merhaba canlar. Pasta işi ile ilgili yazımda bana yorum yazan ve destek olan tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Sevgili Eylem'de nasıl gittiğini sormuş, teşekkürler canım. Pek iyi gitmedi itiraf etmek gerekirse. İki haftalık bir çalışmadan sonra yapmamaya karar verdim. Boşuna uğraşmak gibi oldu ama olsun tecrübe tecrübedir dimi:-) Yazdığınız yorumlara cevabım geç oluyor lütfen kusura bakmayın, ama okuyorum mutlaka ve çok mutlu oluyorum, elimden geldiğince erken cevap yazacağım, söz....
Bu arada herkesin kitap kulübü olur da bizim olmaz mı:-))) Ama henüz ismimiz yok "Kitap Kulübü" diyoruz. Yıllardır en çok istediğim şeylerden biriydi. Sonunda 8 kişilik bir ekiple başladık sevgili İrem, Meryem, Figen, Asiye, Nurcan, Pervin, Yasin ve ben. 4. kitabımızı okuyoruz. Çok keyfili geçiyor oturumlar ve bizim için çok eğitici ve eğlenceli, tavsiye ederim bu tarz toplantıları arkadaşlar, insan vaktinin boşuna geçmediğini anlıyor. Okuduğumuz kitapları aşağıda sıraladım, ilk kitabımız; Latife Tekin, Berci Kristin Çöp Masalları, İkinci kitabımız; Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, üçüncü kitabımız; Peyami Safa, Bir Tereddüdün Romanı, bu ay Fahim Bey'in önerisi üzerine Yusuf Atılgan'ın Aylak Adamı'nı okuyoruz... Seçtiğimiz kitaplar hakkında yorumlarınızı bekliyorum. Sevgilerimle....
LATİFE TEKİN BERCİ KRİSTİN ÇÖP MASALLARI
YUSUF ATILGAN AYLAK ADAM
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Cuma, Haziran 11, 2010
10 Haz 2010
9 Haz 2010
GİRESUN'LU YAZARLARDAN İKİ KİTAP
Orhan Tepebaş
Kadim Kapı
Her gün biraz daha
Şarkı söylenmeyen sabahlara benziyor
Serin gömlekler giymenin onaramadığı günlere
Herkes uykudayken
Hastalıklı bir uykudan uyanıp
Bozulan bir yemini hatırlamak
Gibi yaşamak
Savaşın neresinde olduğumu unutmadım
Mırıldanmak için bir dua arıyorum sadece
Savaş bittiğinde dönebileceğimiz
Barbar bir şatomuz vardı eskiden
Esiğinde durduğumuz kadim bir kapımız
Ortada kalmış cenazeyi kaldırırken duygulandığımız
Borcumu ödedim iyilik tüccarlarına
Yıkadım yüzümdeki temizlik lekelerini de
Acımızı satacak bir çarşımız kalmadı artık
Şimdi rûyasız uykular uyuyabilirim
Sis kalktığında sen de gördüklerine şaşırmayacaksın
Kadim Kapı

Her gün biraz daha
Şarkı söylenmeyen sabahlara benziyor
Serin gömlekler giymenin onaramadığı günlere
Herkes uykudayken
Hastalıklı bir uykudan uyanıp
Bozulan bir yemini hatırlamak
Gibi yaşamak
Savaşın neresinde olduğumu unutmadım
Mırıldanmak için bir dua arıyorum sadece
Savaş bittiğinde dönebileceğimiz
Barbar bir şatomuz vardı eskiden
Esiğinde durduğumuz kadim bir kapımız
Ortada kalmış cenazeyi kaldırırken duygulandığımız
Borcumu ödedim iyilik tüccarlarına
Yıkadım yüzümdeki temizlik lekelerini de
Acımızı satacak bir çarşımız kalmadı artık
Şimdi rûyasız uykular uyuyabilirim
Sis kalktığında sen de gördüklerine şaşırmayacaksın
.................................
Mutsuzluk Fotoğrafları
Hakkı Özdemir
“Fethi’nin her şehrin kendine has bir kokusu olduğunu söylemesi mümkün olsa bile, İstanbul’un kendine has kokusunu duyabilmesi için Sirkeci’ye giderken yolu üzerindeki derneğe söyle bir uğrayip Murat’ın arkadaşları arasında ilk o gün gördüğü bordo hırkalı kızı düşünerek oradan ayrılması ve kirayi ödeyip ev sahibinin iş yerinin bulundugu handan çıktıktan sonra köprüye kadar yürüyerek balık tutan kalabalığın arasında bulduğu bir boşluğa sığınıp düşünmesi gerektiğini bildiği söylenemezdi.”
“Ses dağılıyor, dağıldıkça coşup kanatlanıyor, bir kuş sürüsü havalanıyor; kanat çırpışları, rüzgâr uğultusu, çığlıklar, uzaklara, karanlığın önüne kattığı ağartıya doğru uçusuyor… Sürükleniyor… Kuşlar küçülüyor, iyice ufalıyor, görünmez oluyor… Bir çağıltıyla beraber derlenip tekrar dağılıyor. Kıyıda bir cümbüş başlıyor. Gölgeler dans ediyor. Küçücük bir delik, onlarca, yüzlerce karıncayi kendine çekip yutuyor… Derken ses toplanıyor… Kısılmaya başlıyor, kısılıyor, kısılıyor, dalgalar sakinleşiyor, köpükler yavasça sönüyor… Sönüyor, sönüyor, köpüklerin sesi duyulmaz olunca, ses susuyor…”
Mayıs 2010, 112 sayfa,...
Mutsuzluk Fotoğrafları
Hakkı Özdemir
“Fethi’nin her şehrin kendine has bir kokusu olduğunu söylemesi mümkün olsa bile, İstanbul’un kendine has kokusunu duyabilmesi için Sirkeci’ye giderken yolu üzerindeki derneğe söyle bir uğrayip Murat’ın arkadaşları arasında ilk o gün gördüğü bordo hırkalı kızı düşünerek oradan ayrılması ve kirayi ödeyip ev sahibinin iş yerinin bulundugu handan çıktıktan sonra köprüye kadar yürüyerek balık tutan kalabalığın arasında bulduğu bir boşluğa sığınıp düşünmesi gerektiğini bildiği söylenemezdi.”“Ses dağılıyor, dağıldıkça coşup kanatlanıyor, bir kuş sürüsü havalanıyor; kanat çırpışları, rüzgâr uğultusu, çığlıklar, uzaklara, karanlığın önüne kattığı ağartıya doğru uçusuyor… Sürükleniyor… Kuşlar küçülüyor, iyice ufalıyor, görünmez oluyor… Bir çağıltıyla beraber derlenip tekrar dağılıyor. Kıyıda bir cümbüş başlıyor. Gölgeler dans ediyor. Küçücük bir delik, onlarca, yüzlerce karıncayi kendine çekip yutuyor… Derken ses toplanıyor… Kısılmaya başlıyor, kısılıyor, kısılıyor, dalgalar sakinleşiyor, köpükler yavasça sönüyor… Sönüyor, sönüyor, köpüklerin sesi duyulmaz olunca, ses susuyor…”
Mayıs 2010, 112 sayfa,...
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Çarşamba, Haziran 09, 2010
8 Haz 2010
YAYLA HAVASI
Merhaba canlar, nasılsınız? Bu güzel mantarlar yayladan, şekilleri harika, tatları nefis... Bu güzellikler için Figen'in annesi Şaduman teyzeye çok teşekkür ediyorum... Bu arada Figen'in de blogu var, adı Apaganthus. Okumak isterseniz buraya tık tık....



Nefis ev terayağı...
Isırgan otu....
Kuzu kulağı....
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Salı, Haziran 08, 2010
7 Haz 2010
6 Haz 2010
FİGEN HANIMDAN NEFİS LAZ BÖREĞİ
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Pazar, Haziran 06, 2010
4 Haz 2010
BALKONUMDA LİMON VE NAR AĞACI...
| dediler ki: |
Gönderen
neslihan erzincan özgür
zaman:
Cuma, Haziran 04, 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)














